Kimi Zaman Nasıl Kullanılır? Toplumsal Yapılar ve Bireylerin Etkileşimi Üzerine Bir İnceleme Hayat, çoğu zaman birçok farklı zaman diliminden ve anın birleşiminden oluşur. Her birey, toplumsal normlar ve kültürel pratikler içinde şekillenirken, kimi zamanlar içinde farklılıklar da barındırır. “Kimi zaman” ifadesi, bir anlık geçişkenliği ifade etmenin ötesinde, toplumsal ve bireysel anlamda farklı dinamikleri de barındırır. Peki, bizler kimi zaman kelimesini ne şekilde kullanıyoruz ve bu kullanım, içinde yaşadığımız toplumsal yapıları nasıl yansıtır? Bu yazıda, “kimi zaman”ın dildeki ve toplumsal hayattaki yerini inceleyecek, kavramların, normların ve güç ilişkilerinin bu kullanımda nasıl rol oynadığını ele alacağız. Kimi Zaman Ne Anlama Gelir? Temel…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Kanun Teklifi Nereye Verilir? Ekonomik Bir Perspektif Kaynaklar sınırlıdır, bu temel bir ekonomi gerçeğidir. İnsanlar ve toplumlar, sürekli olarak daha iyi yaşam koşulları için kararlar almak zorundadırlar. Ancak her seçim, bazı fırsatların kaçırılması anlamına gelir. Ekonomistlerin gündelik yaşamda sıklıkla karşılaştığı bu “fırsat maliyeti”, yalnızca bireysel tercihlerde değil, aynı zamanda toplumsal karar mekanizmalarında da kendini gösterir. Kanun tekliflerinin hazırlanması ve sunulması süreci de, temel ekonomik soruları ve kaynakların dağıtımı sorununu gündeme getirir. Bu yazıda, bir kanun teklifinin nereye verileceği sorusunu, piyasa dinamikleri, bireysel kararlar ve toplumsal refah bağlamında ekonomist bir bakış açısıyla ele alacağız. Piyasa Dinamikleri ve Kanun Teklifinin Süreci Piyasa…
Yorum BırakNeden Hukuka İhtiyaç Duyarız? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir İnceleme İstanbul’un kalabalık sokaklarında yürürken, bazen öyle anlar yaşanıyor ki, bunlar bana hukukun neden önemli olduğunu hatırlatıyor. Toplu taşımada her gün karşımıza çıkan farklı insanlar, iş yerinde yaşanan ilişkiler, sokaklarda gördüğümüz davranışlar… Hepsi aslında, hukuka neden ihtiyaç duyduğumuzun somut örnekleri gibi. Çeşitli grupların, özellikle de toplumsal cinsiyet ve sosyal adalet açısından haklarını savunabilmesi için hukuk bir araç değil, bir zorunluluk. Çünkü her birey, yaşadığı toplumu daha adil ve eşit kılma hakkına sahip. Ancak bu hakları savunabilmek için de hukuk gereklidir. Peki, gerçekten hukuk olmadan toplum nasıl işlerdi? Belki…
Yorum BırakLehçei Osmani: Kimin Eseri? Lehçei Osmani, Osmanlı İmparatorluğu’nun dilsel mirasına dair derinlemesine bir keşif vaat ediyor. Ancak, bu keşfin içine girmeden önce, adı gibi hantal bir yapının ürünü olan bu eserin bizlere sunduğu dilsel zenginliklere bakmak gerek. Bu yazıda, hem övgüyle hem de eleştiriyle yaklaşacağım. Eserin güçlü yanları ve zayıf noktaları üzerine bir analiz yapacağım, çünkü işin gerçeği, “Lehçei Osmani” gerçekten neyi anlatmaya çalışıyor? Bu sorunun peşinden gitmek gerekiyor. Lehçei Osmani: Güçlü Yanlar Eserin en güçlü yönlerinden biri, Osmanlı Türkçesi’nin derinliğine inmesi ve bu dilin zenginliğini günümüz okuyucusuna aktarmayı amaçlaması. Osmanlıca, bildiğiniz gibi, bu coğrafyada tarih boyunca devletin, kültürün ve…
Yorum BırakFocus 1 Sedan Kaç Kilo? Bir Tarihsel Bakışla Otomobilin Evrimi Geçmişten Günümüze: Bir Tarihçinin Gözünden Otomobillerin Yükselişi Otomobil dünyasında her modelin kendine özgü bir hikayesi vardır. Her bir araç, yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda bir dönemin, bir toplumsal dönüşümün, hatta bir kültürün simgesidir. Ford Focus 1 Sedan da, bu evrimin önemli parçalarından birini oluşturur. Bugün, 2000’li yılların başında doğmuş ve zaman içinde evrimleşmiş bu araç, pek çok kişinin ilk “gerçek” arabasıydı. Ancak Focus 1’in, sadece bir modelin öyküsünden daha fazlasını temsil ettiğini biliyoruz. Bu araç, bir dönemin teknolojik, ekonomik ve toplumsal kırılma noktalarına tanıklık eden bir nesne olarak…
Yorum BırakBir Gün Kayseri Sokaklarında Demokrasi Arayışı Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, arkamda kalanların ve önümdeki insanların bana bakışları arasında bir şeyler değişiyordu. Her adımda hafifçe yüzümde bir gülümseme belirse de, içimde bir hüzün vardı. Bugün, sokakların gürültüsünde demokrasiye dair düşündüklerimi daha fazla bastıramadım. 25 yaşındaydım ve bu kadar yıldan sonra bile bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordum. Ama neydi o eksik şey? Demokrasi mi? Ya da aslında demokrasiyi yaşamak mı? Bir Oyun Olarak Demokrasi Okulda derslerde öğrendiğim demokrasi ilkeleri bir kenara, hayatın bana öğrettikleri bambaşkaydı. Öğretmenler, özgürlük, eşitlik, halk iradesi gibi kavramları ne kadar anlatsalar da, pratikte işler biraz farklıydı. O an,…
Yorum BırakEn Büyük Orman Nedir? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Bir psikolog olarak, insan davranışlarını incelemek her zaman merak uyandırıcı bir süreç olmuştur. İnsanlar, toplumları, ilişkileri, kendi iç dünyalarını nasıl inşa ederler? Zihnimiz ve duygularımız, hayatta karşılaştığımız her şeyin nasıl bir yansımasıdır? İşte, bu soruların cevabını bulmaya çalışırken, bazen dış dünyada gördüğümüz en büyük ormanlar kadar derin bir keşfe çıkmamız gerekir. Ancak bu ormanlar sadece doğada değil, aynı zamanda kendi içimizde de var. Peki, en büyük orman nedir? Sadece doğada bulunan devasa ağaçlar mı? Yoksa insan zihninde, bilinçaltında ve toplumsal yapıdaki devasa karmaşık ilişkiler mi? Bilgiyi İşleme ve Algılama: Bilişsel Psikolojinin Işığında…
Yorum Bırak“Dil Basit mi?”: Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir İnceleme Dil, toplumsal düzenin ve güç ilişkilerinin en önemli araçlarından biridir. Toplumlar, dil yoluyla sadece iletişim kurmakla kalmaz, aynı zamanda ideolojik yapıları pekiştirir, gücü ve egemenliği inşa eder. Dil, yalnızca bir iletişim aracından daha fazlasıdır; aynı zamanda toplumsal yapının ve iktidarın bir yansımasıdır. Bir siyaset bilimci olarak dilin ne kadar “basit” olduğuna dair soruyu sormak, aslında gücün, ideolojinin ve vatandaşlığın nasıl şekillendiğini anlamanın anahtarını verir. Dilin basitliği veya karmaşıklığı, bireylerin sosyal hiyerarşilerdeki yerini belirler, güç ilişkilerinin nasıl işlediğine dair ipuçları verir ve toplumun toplumsal sözleşmeye nasıl katıldığını gösterir. Peki, dilin gerçekten basit olup…
Yorum BırakDevletin Güvenliğine Karşı Suçlar: Sosyolojik Bir Bakış Bir toplumda yaşarken, günlük hayatın akışında devletin varlığı, gücü ve düzeni neredeyse her an bizimle birlikte var. Hemen hemen her birey, bir şekilde devletin güvenliğine dair kurallarla karşı karşıya gelir; bu, polis devriyesinin sokakta dolaşmasından, yasal düzenlemelere ve siyasi olaylara kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Ancak, devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar, genellikle bireysel ve toplumsal ilişkilerin daha derinlemesine sorgulanmasına yol açar. Bu suçların sadece yasal bir boyutu yoktur; toplumsal yapıların, güç ilişkilerinin, kültürel normların ve adalet anlayışlarının şekillendirdiği bir alandır. Devletin güvenliğine karşı suçlar denildiğinde, çoğu zaman akla doğrudan şiddet, terörizm, casusluk ya…
Yorum BırakŞeb-i Ne Demek? Bir Anı, Bir Gece, Bir Anlam Şeb-i, kelime anlamıyla “gece” demek olsa da, bazı anlar var ki bir kelime, sadece bir anlam taşımaktan çok daha fazlasını hissediyor. Şeb-i, bir zamanlar yalnızca bir kelimeydi; ama Kayseri’deki bir kış gecesi, bana aslında o kelimenin, bir insanın iç dünyasında nasıl yankılandığını, nasıl derinleştiğini öğretti. Bu yazıyı yazarken de bir şekilde içimdeki o geceyi tekrar yaşamış gibi hissediyorum. O Gece: İçimdeki Şeb-i Bir kış akşamı, Kayseri’deki o soğuk geceyi hatırlıyorum. Kar, ince ince yağıyor, her şey beyaza bürünmüş. Kendimi bir apartman dairesinin penceresinden dışarıyı izlerken buldum. O an, sanki dünyanın her…
Yorum Bırak