Kan Zehirlenmesi: Bedenin Sessiz Çığlığı, Toplumun Aynası Bazı sağlık meseleleri vardır ki sadece tıp kitaplarının konusu olmaktan çok daha fazlasını temsil eder. “Kan zehirlenmesi” yani sepsis de onlardan biri. Tıbbi olarak bakıldığında ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir enfeksiyon komplikasyonudur. Ama toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet merceğinden baktığımızda bu mesele, sağlık sistemlerinin eşitliği, bireylerin yaşam hakları ve toplumun empati kapasitesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu yazıda, hem biyolojik gerçeğe hem de sosyal gerçeğe dokunan bir konuyu farklı bakış açılarıyla tartışmaya açalım. Kan Zehirlenmesi Nedir? Bedenin Alarm Çanı Kan zehirlenmesi (sepsis), vücudun bir enfeksiyona karşı aşırı tepki vererek kendi dokularına ve organlarına zarar vermesiyle…
Yorum BırakKategori: Makaleler
TBMM İlk Açan Kimdir? Bir Psikolojik Analiz Bir Psikoloğun Meraklı Girişi: İnsan Davranışlarının Derinliklerine Yolculuk Her birimiz bir şekilde, tarih boyunca önemli bir olayın parçası olmuşuzdur. Bu olaylar bazen büyük toplumsal hareketleri, bazen de insanın kendi içsel dünyasında yaşadığı devrimleri ifade eder. Psikolog olarak, insanın neden bazı anlarda liderlik gösterdiğini, toplumsal düzende nelerin motivasyon sağladığını ve bir değişimin nasıl tetiklendiğini merak ederim. Öyleyse, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılış anında, o tarihin anlamını ve bu büyük adımın arkasındaki insan psikolojisini incelemek için bir adım atmaya ne dersiniz? TBMM’nin açılışı, sadece Türkiye’nin modernleşme sürecinde bir dönüm noktası değil,…
Yorum BırakSartre Hangi Edebi Akımın Temsilcisidir? Jean-Paul Sartre ve Varoluşçuluk: Felsefi ve Edebi Bir Yolculuk Jean-Paul Sartre, 20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden biri olarak, edebiyat ve felsefe alanlarında derin izler bırakmıştır. Sartre’ın edebi kariyeri, özellikle felsefi düşüncelerinin bir yansıması olarak şekillenmiş ve onu varoluşçuluk akımının önde gelen temsilcilerinden biri yapmıştır. Sartre, sadece bir filozof değil, aynı zamanda bir yazar, oyun yazarı ve eleştirmen olarak da tanınmış, edebiyatın insanın içsel dünyasını ve özgürlüğünü anlamadaki rolünü vurgulamıştır. Peki, Sartre’ın temsil ettiği edebi akım nedir ve bu akımın özüdür? Varoluşçuluk: Sartre’ın Felsefi Temelleri Varoluşçuluk, Sartre’ın felsefi düşüncelerinin merkezinde yer alır. Varoluşçuluk, insanın varlıkla ilgili…
Yorum BırakPTT Kargo Ücreti Ne Kadar? Bir Siyaset Bilimcinin Güç, Kurum ve Vatandaşlık Üzerine Düşünceleri Bir siyaset bilimci için gündelik hayatın en basit soruları bile —örneğin “PTT kargo ücreti ne kadar?”— iktidar ilişkilerinin, bürokratik düzenin ve ideolojik yapıların yansıması olabilir. Çünkü hiçbir şey, devletin kurduğu kurumsal ağlardan bağımsız değildir. Bir paket göndermek, aslında devletin ekonomiyle, vatandaşla ve güven kavramıyla kurduğu ilişkiye dokunmaktır. Kargo Ücreti ve Devletin Görünmeyen Eli Modern devletin en görünür araçlarından biri, bürokrasidir. PTT (Posta ve Telgraf Teşkilatı), sadece mektup taşıyan bir kurum değil; aynı zamanda devletin vatandaş üzerindeki örgütsel gücünün bir sembolüdür. Kargo ücretleri bu anlamda sadece ekonomik…
Yorum BırakMukavemet Gerilme Nedir? Edebiyatın Gücüyle Düşünsel Bir Yolculuk Edebiyatçının Gözünden: Kelimelerin Gücü ve Anlatıların Dönüştürücü Etkisi Bir edebiyatçı olarak kelimelerin gücüne inancım sonsuzdur. Her kelime, bir dünyayı taşıyan, insan ruhunun derinliklerine dokunan bir varlığa dönüşür. Kelimeler sadece birer anlatıcı değil, birer kavrayış aracıdır; düşüncelerimizi, hislerimizi ve olayları şekillendiren birer büyüdür. Tıpkı fiziksel dünyada, bir malzemenin gerilme ve mukavemet noktaları olduğu gibi, her insan, her karakter ve her toplum da içsel bir mukavemetle varlıklarını sürdürüyor. Peki ya mukavemet gerilme? Bu kavram, fiziksel bir dünya için düşünülmüş olsa da, edebiyatın dilinde ne anlama gelir? Nasıl bir edebi gerilim, bir karakterin en yüksek…
Yorum BırakHaram Para ile Alınan Hediye Kabul Edilir mi? – Kalbin Terazisinde Bir Hikâye Bugün sizlerle bir hikâye paylaşmak istiyorum. Çünkü bazen bir dini mesele, bir fetva ya da bir kural değil; bir insanın yaşadığı içsel yolculuk, haram ve helalin gerçek anlamını öğretir. Bu hikâye, sevgiyle, utançla ve vicdanla örülmüş bir gerçeği anlatıyor. Bir Hediye, Bir Vicdan O gün, Zeynep’in doğum günüydü. Küçük kasabanın soğuk bir akşamında evin kapısı çalındı. Kapıyı açtığında karşısında eşi Murat’ı gördü; elinde zarif bir kutu vardı. — Mutlu yıllar, dedi gülümseyerek. Zeynep şaşkınlıkla kutuya baktı. Kutunun içinde altın bir kolye vardı; sade ama zarif, tam onun…
Yorum BırakKese Duştan Önce mi Sonra mı? Dogmaları Sarsan Eleştirel Bir Yaklaşım Kısa cevap: “Bağlama, cilt tipine ve hijyene bağlı.” Uzun cevap ise duştan önce–sonra ikiliğini sorguluyor; çünkü asıl mesele zamanlama değil, yöntemin kendisi ve cilt bariyerine saygı. Cesur Bir Giriş: “Kızarmak Temizlik Değildir” Kese konusunda hâkim kanaat net: “Duşta yumuşayan deri, keseyle güzelce çıkar.” Peki ya kızarıklığı “temizlik” sanarak bariyeri bozuyorsak? Evet, açık söylüyorum: Kese, yanlış zamanda ve yanlış şiddette uygulandığında, ferahlık hissinin ardına saklanmış bir mikro hasar ritüelidir. Bu yazı, “önce mi sonra mı?” sorusunu, zayıf argümanları tek tek masaya yatırarak tartışmaya açıyor. Hazır mısınız: Gerçekten temizleniyor muyuz, yoksa…
Yorum BırakFertilizasyon Ne Demek? Psikolojinin Merceğinden Bir Yeniden Doğuş Hikayesi “Bir şeyin doğması için önce içimizde bir şeyin ölmesi gerekir mi?” Bu soruyu kendime her sorduğumda, insan davranışlarının en derin köklerine inerim. Çünkü fertilizasyon – tıbbi anlamda döllenme – yalnızca biyolojik bir süreç değildir. Fertilizasyon, psikolojik düzeyde bir yeniden doğuşun, içsel birleşmenin ve potansiyelin gerçekleşmesinin metaforudur. Tıpta sperm ile yumurtanın buluşması yeni bir yaşamın başlangıcını simgelerken, psikolojide de düşünceyle duygu, bilinçle bilinçdışı, arzuyla korku buluştuğunda içsel bir “benlik doğumu” gerçekleşir. Peki, biz kendi iç dünyamızda nasıl fertilizasyon yaşarız? Bilişsel Düzeyde Fertilizasyon: Düşüncenin Döllenmesi Zihnimiz her gün sayısız bilgiyle karşılaşır. Ancak her…
8 YorumCiddi Hastalıklar Nelerdir? (Ama Gülerek Anlatacağım!) Herkese merhaba! Bugün ciddi bir konuyu ele alıyoruz… ama eğlenceli bir şekilde! Evet, yanlış duymadınız, ciddi hastalıkları konuşacağız ama kaygı yapmayın, bolca kahkaha da var! Bazen herkesin ciddiye aldığı şeylere, biraz mizah katmak gerek, değil mi? Hayat zaten yeterince stresli, değil mi? Bir de hastalıklar hakkında aşırı ciddi konuşarak, moralimizi bozmayalım. Peki, ciddi hastalıklar nelerdir? Yani, öyle “bugün keyfim yok, hastayım” diyeceğimiz türden hastalıklar mı? Yoksa “acil müdahale” gerektiren, gerçekten önemli sağlık problemleri mi? Her iki tarafı da biraz mizahi bir gözle ele alalım, hem de cinsiyetler arası farkları esprili bir şekilde keşfederek! Erkekler:…
8 YorumHalk Bilimi Kaç Yıl? Farklı Yaklaşımlar ve Derinlemesine Bir İnceleme Halk bilimi, toplumların kültürel mirasını, geleneklerini ve yaşam biçimlerini anlamak için büyük bir öneme sahiptir. Ancak, halk bilimi bölümünün kaç yıl olduğu konusu, her ne kadar basit bir soru gibi görünse de farklı bakış açılarıyla tartışılabilir. Konuyu daha derinlemesine ele alırken, erkeklerin ve kadınların bakış açılarını nasıl şekillendirdiğine dair düşündüren bir yolculuğa çıkalım. Bu yazı, hem objektif veri odaklı yaklaşımı hem de duygusal ve toplumsal etkileri gözler önüne sererek, halk biliminin eğitim sürecine dair farklı bakış açılarını karşılaştırıyor. Erkeklerin Objektif ve Veri Odaklı Yaklaşımı Erkekler, genellikle eğitim süreçlerine daha objektif…
6 Yorum