Şeb-i Ne Demek? Bir Anı, Bir Gece, Bir Anlam
Şeb-i, kelime anlamıyla “gece” demek olsa da, bazı anlar var ki bir kelime, sadece bir anlam taşımaktan çok daha fazlasını hissediyor. Şeb-i, bir zamanlar yalnızca bir kelimeydi; ama Kayseri’deki bir kış gecesi, bana aslında o kelimenin, bir insanın iç dünyasında nasıl yankılandığını, nasıl derinleştiğini öğretti. Bu yazıyı yazarken de bir şekilde içimdeki o geceyi tekrar yaşamış gibi hissediyorum.
O Gece: İçimdeki Şeb-i
Bir kış akşamı, Kayseri’deki o soğuk geceyi hatırlıyorum. Kar, ince ince yağıyor, her şey beyaza bürünmüş. Kendimi bir apartman dairesinin penceresinden dışarıyı izlerken buldum. O an, sanki dünyanın her köşesinde bir sessizlik vardı. İnsanın içindeki duygular, birer küçük soğuk rüzgar gibi geçip gidiyor, yalnızlıkla harmanlanıyordu. O an, yalnızca sessizliği hissetmek değil, içinde kaybolduğum bir geceyi, bir “şeb-i”yi anlamak istiyordum.
Şeb-i ne demek? diye soruyorum kendi kendime. Yalnızca gece mi? Bir kelimeyle açıklanabilecek kadar basit mi? Hayır, asla. Gece, sadece bir zaman dilimi değil. Gece, insanın içindeki karanlık, kaybolmuş duygularla buluştuğu bir an. Ve o an, beni sarmalayan yalnızlıkla birleşince, şeb-i, bana hayatın anlamını sorgulatan bir kelime haline geliyor.
Gecenin Göğsüne Bırakılmak
Gecenin bir vakti, karanlık sadece dışarıda değildi; içimde de vardı. Şeb-i, o geceyi tarif eden tek kelime olabilir miydi? Evet, belki de… Kayseri’deki yalnızlığımı, bir anlamda hayatımda eksik olan parçaları, işte o an hissediyordum. Evde yalnızdım, televizyon açık ama hiçbir şeyin dikkatimi çekmediği bir an vardı. Gözlerim duvarda, düşüncelerim başka bir dünyada. İşte o an, şeb-i’nin anlamı tam da burada devreye giriyor.
Dışarıda kar yağıyor, rüzgarın sesi biraz daha belirginleşiyor. Ya bir şeyler değişirse? diye düşünürken, içimde küçük bir kıvılcım yanmaya başladı. Şeb-i bir gecenin içinde kaybolmuşken, hayatla ilgili belki de son bir umut ışığı yanıyordu. Bir an durdum, pencerenin kenarına oturup, gözlerimi kapattım. O gece, bana bir şeyler anlatıyordu. Şeb-i, yalnızca gece değil, içsel bir yolculuktu. İçinde yalnızlık, umut, kaybolan anılar ve hayal kırıklıkları vardı.
Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında
O an, Kayseri’nin karanlık sokaklarında yürüyen bir insan gibi hissettim. Gece, beni hem korkutuyor hem de kendimi bulmamı sağlıyordu. Şeb-i ne demek? diye sormuştum kendime ama aslında bu sorunun cevabı, geceyi hissetmekle, yalnızlığı kucaklamakla ortaya çıkıyordu. Bir an hayal kırıklığı sardı içimi. Gece, yalnızca dışarıda değil, içimdeydi. İnsan bazen karanlıkta kaybolur, umut etmeye çalışır ama en derin yerde bir eksiklik duygusu vardır. O gece, belki de “şeb-i”yi en iyi bu duygularla tanıyordum.
Fakat bir yandan da, o karanlıkta kaybolmak, bir umut ışığına yol almanın ilk adımıydı. İçimdeki boşluğu fark ettiğimde, aslında bir şeylerin değişebileceğini de hissediyordum. Şeb-i bir geceydi ama bir geceyi anlamak, hayatın anlamını sorgulamak için bir fırsattı. Belki de gecenin karanlığında kaybolurken, o kaybolan parçalarımı bulmak için şansı da ellerimle tutuyordum.
Geceyi Anlamak, Şeb-i’yi Kucaklamak
O geceyi, o “şeb-i”yi anlamak, her geçen saniyede daha derinleşen bir hikayeye dönüştü. Şeb-i, bana sadece bir kelimeyi değil, bir duyguyu, bir zamanı ve bir yolu anlatıyordu. Kayseri’deki o soğuk gecede yalnızlık vardı, ama aynı zamanda bir şeyleri değiştirme umudu da. O gece, bir anlamda benim iç yolculuğumun kapılarını araladı.
Şeb-i, bir gecenin ötesinde, bir anlam arayışının ifadesiydi. Geceyi, içindeki tüm duygularla yaşamak ve o duyguları kabul etmek, belki de hayatın anlamını bulmanın en güzel yoluydu. Bir yanda kar, bir yanda umut… Şeb-i, hayatın bir parçasıydı, ancak anlamı, her birimizin iç dünyasında farklı şekillerde yankı buluyordu. O gece, o karanlıkta kaybolarak, belki de kaybolan parçalarımı buluyordum.
Sonuç: Şeb-i’nin Anlamını Buldum
Bugün, Şeb-i’nin ne demek olduğunu sadece bir kelime olarak değil, bir deneyim olarak hatırlıyorum. O geceyi, o duyguları, o yalnızlıkla birleşen umutları… Belki de hayat, bu karanlık gecelerin içinde kaybolarak, bir anlam bulma yolculuğuydu. Şeb-i, o gecede kaybolduğum ama sonrasında kendimi bulduğum bir anıydı.
Şeb-i, sadece bir gece değil, hayatı bir bütün olarak kabul etmek, içindeki tüm duyguları anlamak ve onlarla barışmaktı. O gece, bana bunu öğretti.